Arkeoloji
Bilgisayar
Bilim
Bitkiler
Biyografi
Biyoloji
Coğrafya
Din
Edebiyat
Ekonomi
Elektronik
Felsefe
Fizik
Genel
Hayvanlar
Hukuk
internet
İslam Ansiklopedisi
Jeoloji
Kimya
Matematik
Müzik
Programlama
Rehberlik
Resim
Rüya Tabirleri
Sağlık
Sinema
Siyaset
Sosyoloji
Spor
Şifalı Bitkiler
Tarih
Teknoloji
Tıp
Tiyatro
Uzay
Yerler
Ziraat






vuhuv.com.tr

İslam Ansiklopedisi



 Iffet

ıffet Kötü iş ve sözden uzaklaşma, şehevî hisleri dinî emirlerin çerçevesinde muhafaza etme hali. Dilimizde iffet kelimesi: namuslu, şerefli ve ahlaklı olma halini ifade etmek için kullanılmaktadır. Bir İslam ahlakı terimi olarak iffet şöyle tarif edilmiştir: "Şehvet duygusunun bedendeki fücur (sınır tanımayan şehvet) ve humûd (iktidarsızlık, isteksizlik) ortasında dengeli bir şekilde bulunması hali. Yani helal olan hanımına ve cariyelerine karşı şehvet duyup bunun dışında kalan kadınlara karşı şehvet hissine kapılmama" (Tehanevi, Keşşafu lstılahati'l-Funûn, II, 1010). Hz. Peygamber (s.a.s) ahlakı özelliklerde dengenin korunmasına teşvik etmiş, aşırı kızgınlık, öfke ve haddi aşmaktan insanları sakındırmıştır. Hz. Aîşe (r.a)'ye "Seni sertlikten ve aşırılıktan sakındırırım" (Buharî, ...

Kategori : İslam Ansiklopedisi | Etiket: Iffet

 Kilise

Kilise KİLİSE Yunanca "ekklesya" kelimesinden gelir; meclis, cemaat anlamındadır. Bu kelime, Eski Abidin Yetmişler Tercemesine İbranî dilindeki "kahal"ı karşılamak üzere kullanılmıştır. Yeni Ahid'de yeralan Pavlus'un Mektupları'nda bütün Hristiyan cemaatını veya mahallî Hristiyan topluluklarını ifade etmek üzere kullanılmıştır. Kelimenin Arapçası "kenîse"dir. Batı dillerinden mesela; İngilizce'deki "church" kelimesi, Yunanca "kyriakon"dan (Rabba ait olan şey) gelir. Kilise kelimesi, Yeni Ahid muhtevası içinde Hz. İsa (a.s)'ın sözleri arasında sadece iki yerde şu şekilde geçmektedir: "Ben de sana derim ki: Sen Petrus'suu ve ben kilisemi bu kayanın üzerine kuracağım...", "Ve onu dinlemek istemezse, kiliseye söyle. Ve eğer kiliseyi de dinlemek istemezse, o sana putperest ve vergi ...

Kategori : İslam Ansiklopedisi | Etiket: Kilise

 Zemm

Zemm Kötüleme, kınama. Başkalarında bulunan veya bulunmayan kusurları, başkalarına hoş gelecek, onları güldürüp eğlendirecek şekilde dile getirme. Bir müslümanın, başkalarının kusurlarıyla değil de, bizzat kendi kusurlarıyla ilgilenmesi ve onları düzeltmeye çalışması gerektiren, nefsini unutarak, hatta unutturarak başkalarının kusurlarını dile getirmesi çok kötü bir huydur. Böyle davrananlar bir taraftan kendi kusurlarını görüp düzeltmekten geri kalırken, öbür taraftan başkalarını kırıp gücendirmek suretiyle onların hukukuna da tecavüz etmiş olurlar. Bu nedenle, kişi, kendi kusurlarını ve başkalarının sevaplarını görürse daha doğru davranmış olur. Başkalarını ayıplamak anlamına da gelen zemm, müslümanları birbirine düşüren, aralarını açan bir davranış olduğu için Allah Teala şöyle buyurmuştur: "Ey İnananlar! Hiç ...

Kategori : İslam Ansiklopedisi | Etiket: Zemm

 Esmaü'l-hüsna

Esmaü'l-hüsna Cenab-ı Allah'ın güzel isimleri. Yasadığımız dünya, felekler, yıldızlar, ay ve güneş birer alemdir. Bütün bu alemler bir ahenk içindedirler. Bu, Allah'ın Rab sıfatının bir tecellisidir. Dünyadaki düzenin kaidelerini koyup, varlıkları bir ahenk içinde yaşatma da Rab sıfatının gereğidir. Doğmamız, büyümemiz, ölmemiz, insanlardaki yücelik, ahlak, terbiye, kemal hep Rubûbiyet sıfatının yansımasındandır. Gözün görmesi, aklın ermesi, bütün iş ve hareketler, olma ve oluşma Rab sıfatının bir tecellisidir. Onsuz bir hareket ve düşünce yoktur. Gerek Kur'an-ı Kerîm'de gerek hadis-i şeriflerde gecen birçok güzel ismi vardır. Aslında bu isimleri iki grupta ele almak mümkündür: a) Hak Teala'nın zatına mahsus bir özel isim olan "Allah" ...

Kategori : İslam Ansiklopedisi | Etiket: Esmaü'l-hüsna

 Tılsım

Tılsım Esrarlı bir kuvvet taşıdığına, tabiatüstü gücü bulunduğuna, birtakım sırlar sakladığına inanılan şey. Tılsım karşılığında dilimizde sihir, büyü, efsun kelimeleri kullanılmaktadır. Anadolu kadınlarının başlarına taktıkları metal süs eşyasına da tılsım denir. Baş süslemelerinde kullanılan tılsımın, kişiyi, nazar, iftira ve kötü ruhlardan koruduğuna inanılır (İbn Haldun, Mukaddime, çev. Z.K. Ugan Ankara, 1957, 111, 2 vd.). Tılsım gümüş, altın vb. değerli metallerden yapıldığı gibi, bunların taklidlerinden, mücevherlerden, deniz kabuklarından da olabilir. Tılsımın Manî inancıyla da ilişkisi bulunmaktadır. Anadolu folklorunda tılsım genellikle büyünün etkisini sağlayan araçları ifade eder. Define vb. gizli şeyleri bulmak, kapalı yerleri açmak için ehlinin bildiği sözlere veya vasıtalara da tılsım ...

Kategori : İslam Ansiklopedisi | Etiket: Tılsım

 Vahdaniyet

Vahdaniyet Birlik. İslam kelamında Allah'ın , cisimsel niteliklerden soyutlamaya dayanan tenzihî ya da selbî sıfatlarından biri. Vahdaniyet, Allah'ın zat, sıfat ve fiillerinde tekliğini belirtir. Vahdaniyetin zıddı olan birden olma (taaddüd) ve ortağı bulunma (şirk), Allah için düşünülemez. Allah'ın vahdaniyeti; sayısal anlamda bir birliği değil, O'nun zatının, sıfatlarının ve fiillerinin eşsizliğini, benzersizliğini dile getirir. Buna göre, O'ndan başka yaratıcı ve O'ndan başka tapınılacak varlık yoktur. Kur'an, birçok ayette bu anlamda Allah'ın vahdaniyetini dile getirerek bunun zıddının imkansızlığını vurgular. Bu ayetlerden birkaçı şöyle sıralanabilir: "O münezzehtir (eksiklerden uzaktır), yücedir. O öyle Allah'tır ki, (eşi ve benzeri yoktur), bir ve her şeye hakimdir" (ez-Zümer, ...

Kategori : İslam Ansiklopedisi | Etiket: Vahdaniyet

 Zihar

Zihar Bir kimsenin karısına "sen bana anamın sırtı gibisin" diyerek, onu kendisine haram kılması. Zihar, "zehr" kökündendir, kelime anlamı sırt demektir. İslam öncesi Arap toplumunda bir adam, karısının herhangi bir davranışına kızdığı zaman, ona, "sen bana anamın sırtı gibisin" derdi. Bunun üzerine karısı ona haram olurdu. Fakat bu boşanma sayılmazdı. Aralarındaki aile bağları kopmasa bile helal kabul edilmezdi. Ancak tam anlamıyla boşanmış da sayılamayacağı için kadın, başka bir yol seçemezdi. Cahiliyye dönemi toplum yapısı incelendiğinde, kadınların erkekler karşısında yok denecek kadar aı imtiyaza sahip oldukları görülmektedir. Hele kocasının sudan sebeplere dayandırarak söylediği, "Sen bana anamın sırtı gibisin" sözüyle karşılaşan kadın, tamamen ...

Kategori : İslam Ansiklopedisi | Etiket: Zihar

 Subutu Zanni

Subutu zanni SUBÛTU ZANNİ (Zanniyü's-Sü'bût) Sübût; sabit olma, tahakkuk (gerçekleşme) ortaya çıkma, doğru çıkma, sahih olma, vukû bulma, var olma anlamlarına gelir. Zann; bir şeyin doğruluğuna ve gerçekliğine dair yarıdan (% 50'den) fazla ihtimal vermektir. Bir şeyin gerçeklik ve vukuuna dair ihtimal yarıdan fazla %100'e (yüzde yüze) doğru arttıkça zann kuvvetlenir. İmanda şeksiz ve şüphesiz tasdik şarttır. İmanda zann, ne kadar kuvvetli olursa olsun, geçersizdir. Bir şeyin "sübutu zanni"dir demek, gerçekliği ve doğruluğu yarıdan fazla ihtimal taşımakla birlikte, kesin ve kat'i değildir, demektir. Bir şeye dair bilginin sıhhati ve gerçekliği kesin ise, o şeyin sübutu kat'idir denilir. Bir şeye dair bilginin ...

Kategori : İslam Ansiklopedisi | Etiket: Subutu Zanni

 Süphe

Süphe Şüphe ve karıştırma anlamında Arapça bir kelime. Çoğulu "şubeh" ve "şübehat" tır. Şüphe veya şüphecilik inanç, ibadet, günlük muameleler ve ceza hukukunda sonuçlar doğurur. Bir kimsenin mümin sayılması için iman esaslarını şeksiz ve şüphesiz kabul etmesi gerekir. Kur'an-ı Kerim'de müminin şüpheden sakınmasını bildiren çeşitli ayetler vardır: "Hak, Rabbinden gelendir. Artık şüphe edenlerden olma" (el-Bakara, 2/147), "(Ey Muhammed)! Bu, Rabbin tarafından bir gerçektir. Sakın şüphe edenlerden olma" (lu İmran, 3/60); "Kendilerine kitap verdiklerimiz, bu Kur'an'ın senin Rabbin tarafından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. Öyleyse sakın şüphe edenlerden, olma" (el-En'am, 6/114); "Eğer sana indirdiğimizden şüphe ediyorsan, senden önce indirdiğimiz kitapları okuyanlara sor. ...

Kategori : İslam Ansiklopedisi | Etiket: Süphe

 Reaya

Reaya Osmanlı idarî ve siyasî sisteminde bir hükümdarın hüküm ve idaresinde bulunup vergi veren halk anlamında kullanılan bir terim. Reaya kelimesi, sürü, otlatılan hayvan sürüsü; hükümete itaat eden ve vergi veren halk manalarına gelen "raiyyet"in çoğuludur. İslam hukukunun ikinci kaynağı olan hadis metinlerinin en az on tanesinde yer alan kelime günümüzde daha çok "Hepiniz çobansınız ve emriniz altındakilerden sorumlusunuz. Devlet başkanı çobandır ve yönettiklerinden sorumludur..." (Buhari, Cuma, Hadis no: 487) hadisindeki ifadesiyle tanınmıştır. "Reaya" kelimesine İslam tarihi boyunca zaman zaman farklı anlamlar yüklenmiştir. Bunlar şöyle sıralanabilir: a) Müslüman ve gayr-i müslim teba'a; b) gayr-i müslim teba'a; c) köylü/çiftçi. Başlangıçta, İslam devletinin ...

Kategori : İslam Ansiklopedisi | Etiket: Reaya



yam mam tam