Bin bilsende bir bilene danış.
|
Arkeoloji
Bilgisayar
Bilim
Bitkiler
Biyografi
Biyoloji
Coğrafya
Din
Edebiyat
Ekonomi
Elektronik
Felsefe
Fizik
Genel
Hayvanlar
Hukuk
internet
İslam Ansiklopedisi
Jeoloji
Kimya
Matematik
Müzik
Programlama
Rehberlik
Resim
Rüya Tabirleri
Sağlık
Sinema
Siyaset
Sosyoloji
Spor
Şifalı Bitkiler
Tarih
Teknoloji
Tıp
Tiyatro
Uzay
Yerler
Ziraat
Domain - Hosting İstikrarlı Hizmet için superim.net |
Başarılı İletişimin Temel KoşullarıBAŞARILI İLETİŞİMİN TEMEL KOŞULLARI
Kişiler arası iletişim; kişilerin birbirlerine bilinçli veya bilinçsiz olarak iletmek istedikleri duygu ve düşüncelerini aktardıkları bir süreçtir . Başarılı bir iletişimin temel koşulları şunlardır:
1 . Karşımızdaki kişilere saygı duymak; onların varlığını kabul etmek , önemli ve değerli olduklarını hissettirmek , olduğu gibi benimsemek anlamını taşır .
2 . Gerçekçi ve doğal davranmak; abartıdan uzak , olduğu gibi davranmaktır .
3 . İletişimin belki de en önemli öğesi empatidir . Empati kavramını , dış dünyayı karşımızdakinin penceresinden görmeye çalışmak olarak tanımlayabiliriz . Kurulan bu duygu ortaklığı , iletişimin gücünü arttırır ve karşılıklı anlaşılma mesajlarının aktarılmasına olanak sağlar .
İLETİŞİM SADECE KONUŞMA DEĞİLDİR Konuşmak ihtiyaç olabilir , fakat susmak bir sanattır . Madamme De Stael İletişim aynı zamanda;
* Ne söyleyeceğimizi bilmek ,
İLETİŞİMDE TEMEL İLKE KABUL ETMEDİR . Başkasını olduğu gibi kabul etmek , onu gerçekten sevmektir . Kabul edildiğini hissetmek , sevildiğini de hissetmektir . Ancak "kabul etme" kavramı , karşımızdakinin söylediği her şeyi onaylama , ileri sürdüğü fikirlere katılma veya tüm yorumlarını kabullenmeyle karıştırılmamalıdır . Burada sözü edilen; düşünce , fikir ya da yorumlarda tümüyle zıt kutuplarda bile yer alsak , karşımızdakinin duygularını anlama ve saygı gösterme çabasıdır . Kişiyi söyledikleri , düşündükleri ve hissettikleriyle birlikte bir birey olarak kabul etmek , onun bireyselliğine , farklılığına ve tekliğine saygı göstermek , söylediği her şeyi kendi değer sistemimizde onaylamamızı ve kabullenmemizi gerektirmiyor . Kendimiz için yanlış bulsak bile , her insanın kendine özgü oluşunu yadsımadan , onu kendimize uydurma çabasına girmememiz onu kabul ettiğimiz anlamını taşır . Voltaire'in dediği gibi "söylediklerini kabul edemem , ama konuşma hakkını ölene kadar desteklerim" . . . İLETİŞİM SİSTEMİNİN TEMEL ÖGELERİNDEN BİRİ DE DİNLEMEDİR İyi bir dinleyici , iletişim kurduğu kişinin yalnız söylediklerini değil , yüzü , eli , kolları ve bedeniyle yaptıklarını da "duyar"; çünkü yüz ifadeleri , el ve kol hareketleri , bedenin duruş tarzı , ses tonu gibi sözsüz mesajlar da iletişimin bir parçasıdır . Hatta bazen tek başına iletişimdir . Sözlü iletişimde , iletişim içinde olan insanların birbirlerini "duyduklarını" anlatmak için kullandıkları çeşitli yöntemler vardır . Bunların kullanılış biçimi , iletişimin gücünü ve süresini belirler . Bu bölümde dinleme becerileri ve yöntemlerine kısaca değineceğiz . Bunları okurken , kendinizi ve iletişim tarzınızı düşünmeninizi öneririm . Siz günlük yaşamınızda en sık hangi dinleme yöntemini kullanıyorsunuz? Zaman zaman konuşmanın tıkandığını hissediyor musunuz? Bu tıkanmayı en çok hangi yöntemde yaşıyorsunuz? Kuşkusuz günlük yaşam içinde mola vererek kendimize bakmak , her zaman yaptığımız ya da yapabildiğimiz bir davranış değil . Ama bazen kişinin kendini , ilişkilerinde hangi konumda olduğunu sorgulayan bir gözlükle değerlendirmesi , güçlük yaşadığı durumları farketmesine ve yeni çözümler üretmesine olanak sağlayabilir . Aklınızda bulunsun . . . . :- )
1 . Pasif ( Edilgin ) Dinleme; Sessizlik , karşımızdaki kişiye gerçekten kabul edildiğini duyumsatan ve bizimle duygularını daha fazla paylaşması için onu yüreklendiren , çok güçlü sözsüz bir iletidir . Ancak bir tehlikesi , her zaman anlatana gerçekten tüm dikkatimizi verdiğimizi kanıtlamaz . Bu nedenle dinlerken , özellikle duraklamalarda , gerçekten dinlediğimizi göstermek için sözlü ya da sözsüz belirtiler vermekte yarar olabilir . Kabul tepkileri ( baş sallamak , gülümsemek , kaş çatmak , vb . ) uygun zamanda kullanılırsa , anlatanı gerçekten duyduğumuz mesajını verirler .
2 . Kapı Aralayıcı Mesajlar; Bazı insanlar konuşmayı sürdürmek için yüreklendirilmeye gereksinim duyabilir . Bu tür bir destekleme için verilen mesajlara , kapı aralayıcılar denir; "Bu konuda daha fazla bir şey söylemek ister misin?" "İlginç , devam etmek ister misin?" . . . . gibi mesajlar , doğru kullanıldığında iletişimin sürmesine yardımcı olabilir .
3 . Etkin ( Katılımlı ) Dinleme; Sessizlik , kabul tepkileri ya da kapı aralayıcıların dinleyenin , anlatanı anladığını göstermesi konusunda sınırlılıkları vardır . Dinleyenin , anlatanı yalnızca duyduğunu değil , aynı zamanda doğru olarak anladığını iletebilmesine olanak sağlayan etkin dinleme , en sağlıklı iletişim yöntemi olarak kabul edilmektedir . En temelde , konuşan bireyin söylediği sözleri açarak , tekrar etmekten oluşan etkin ( katılımlı ) dinleme , insanlar arasında yalın , daha anlamlı bir ilişkinin gelişmesine fırsat verir . Dinleyenin kendisini gerçekten duyduğunu gören anlatan , önce kendisine değer ve önem verildiğini , kabul edildiğini , buna bağlı olarak da sevildiğini düşünür . Etkin ( katılımlı ) dinlemede , dinleyen suskun ve pasif değildir . Tam tersine anlatanın duygu ve düşünceleriyle ilgili ve konuşmasını onaylayan bir görüntü içinde , kendi başına düşünmesine yardım eden kişi rolündedir . Sorumluluk , anlatana bırakılmıştır . Dinleyen sadece anlatanın , kendi çözümlerini bulmasına "yardımcı" olma çabasındadır . Buraya kadar insanlar arası ilişkilerde temel öneme sahip kavramlar ve yöntemler üzerinde durdum . Bundan sonraki bölümde , özel olarak çocuğunuzla iletişiminizde size küçük katkılar sağlayabileceğini umduğum örnek ve açıklamalara değineceğim . Bunları izleyerek , etkin ( katılımlı ) dinleme konusunda daha fazla fikir sahibi olabilir ve çeşitli durumlarda nasıl kullanılabileceğini görerek , kendi yaşamınıza dönük çıkarımlarda bulunabilirsiniz . Çocuklar dinlenmemeleri ve ciddiye alınmamaları konusunda oldukça duyarlıdırlar . Dinlenmediklerini hemen farkederler . Anne-babalarından karşıt görüş duymayı , dinlenmemeye tercih ederler . Anne-babasının kendini gerçekten duyduğunu farkeden çocuk , sevildiği , önemsendiği ve anlaşıldığı duygusunu yaşar ve kendini rahat hisseder . Bu , çocuğun benlik saygısının ve anne-babasıyla yakınlığının artmasına ve aile içi iletişimin güçlenmesi ve sürekli olmasına zemin hazırlar . Unutmayın! . . . çocuklar , hangi yaşta olurlarsa olsunlar , kendilerini ifade edebilmek için anne-babalarının yardımına gereksinim duyarlar . Bu bölümde aynı konuşmanın iki değişik şeklini birlikte vererek , etkin dinlemenin üstünlüğünü ve nasıl kullanılabileceğini örneklemeye çalışacağım .
---Yarı dinlemek yerine . . .
---Tüm dikkatinizi vererek dinleyin . . .
İletişimi , dikkatini vererek değil de , sadece sesiyle katılan biriyle sürdürmeye çalışmak cesaret kırıcı olabilir . Dertlerinizi sizi gerçekten dinleyen birine anlatmak çok daha kolaydır . Bazen ebeveynin bir şey söylemesine bile gerek yoktur . Çoğu kez , bir çocuğun ihtiyacı olan tek şey , ona duygularının anlaşıldığını hissettiren , sıcak , sessiz bir ortam ve göz kontağıdır .
---Duyguyu reddetmek yerine . . .
---Duyguyu isimlendirin . . . Ebeveynler çocuklarını yaşadığı duyguya isim verdikleri koşulda , onun bundan olumsuz etkilenebileceği kaygısını yaşayabilirler . Ancak çocuğu olumsuz duygusundan uzaklaştırma çabasına -yaşadığı duyguyu inkar ederek- girdiğimizde , o daha çok üzülür . Oysa tam tersine çocuk , hissetmekte ve düşünmekte olduklarını , kısaca o anki yaşadıklarını , sözcükler halinde duyduğu zaman rahatlar . Bir başkası , onun iç dünyasında yaşadıklarını anlayabilmiş ve bunu dile getirmiştir .
---Açıklama ve mantık yerine . . .
---Çocuğa isteklerini bir hayal dünyasında sunun . . .
Çocuklar elde edemeyecekleri bir şey istedikleri zaman , yetişkinler çoğunlukla , çocukların isteklerine ulaşamamalarına mantıklı açıklamalar getirerek karşılık verirler . Ama çocuklar , çoğu kez , açıklama yapıldığı oranda isyankar davranırlar . Bazen , sadece , bir şeyi ne kadar çok istediğinizi anlayan birinin olması , gerçeği kabullenmeyi kolaylaştırır .
---Sorular ve öğütler yerine . . .
---Bir sözcükle onaylayın ( öyle mi? . . . hımmm . . . gibi ) . . .
Herhangi bir tarafından sorgulandığı , suçlandığı veya öğüt verildiği zaman , çocuğun yapıcı ve olumlu düşünmesi zordur . Basit bir "yaaa . . . hııımmm . . . anlıyorum . . . . " bile bazen çok işe yarar . Bu tür onaylamalar , anlayışlı , sıcak bir "hımm" la da pekiştirildiğinde , çocuğa kendi duygu ve düşüncelerini keşfetmesi için ortam hazırlar ve kendi çözümlerine ulaşmasını sağlar . Günlük yaşam içinde anne-baba-çocuk üçgeninde yaşanan , "yap"lar , "yapma"lar , ağlamalar , bağırışlar , isyanlar , yüksek ses tonu , kızmalar , küsmeler , cezalar , tehditler . . . vb . davranış ve tutumlar zaman içinde ilişkileri uzak ve tek yönlü iletiler haline getirebilir . Oysa iletişim , karşılıklı mesaj akışı anlamını taşır . Güç mücadelesine girmek yerine , pratik ve daha az yorucu olan yöntemi seçmeye ne dersiniz?
---Bunun yerine . . . ---Durumu anlatın . . . ---Durumu anlatın . . .
İnsanlar size nerede hatalı olduğunuzu söylerken , gerekeni yapmak zordur . Yetişkinlerin sorunu dile getirip , açıklık kazandırmaları , çocukların o anda yapmaları gerekeni , kendi kendilerine bulmalarına yardımcı olacak bir ortam hazırlar .
---Bunun yerine . . . ---Bilgi verin . . .
---Bunun yerine . . . ---Bilgi verin . . .
Bilgi verilmesini kabullenmek , suçlamaya katlanmaktan daha kolaydır . Çocuklar , olan biten hakkında bilgilendirildikleri zaman , çoğunlukla yapılması gerekeni anlarlar .
---Bunun yerine . . . - Anne: Deminden beri size pijamalarınızı giymenizi söylüyorum . Oysa sizin yaptığınız tek şey , etrafı dağıtmak . TV izlemeye başlamadan pijamaların giyileceğini konusunda anlaşmıştık . Fakat ben buna yönelik davranışta bulunan birilerini göremiyorum . . . - ---Bir sözcükle özetleyin . . . - Anne: Çocuklar . . . PİJAMALARRR!!!!
Ayrıntılardan arındırılmış mesajlar , çocuğun sorunun çözümüne yönelik davranmasını hızlandırır .
---Bunun yerine . . .
- Anne ( okuldan yeni gelen çocuğuna ) : Selam tatlım . Seni gördüğüme sevindim . Çok fazla soru , kişinin özel yaşamına fazlasıyla karışılıyormuş hissine kapılmasına neden olabilir . Çocuklar , konuşmak istedikleri zaman onu dinleyecek birinin olduğu güvenini duymak isterler , konuşmaya zorlanmak değil! Kategori: Rehberlik |
Önemli Uyarı
Sitemizde yer alan tüm içerikler internet ortamından toplanmış ve derlenmiştir. Yer alan bilginin doğruluğu garanti edilmemektedir. Yanlış bilgi için tarafımıza sorumluluk yüklenemez. Yanlış bilginin doğuracağı etkenlerden sitemiz ve yöneticileri sorumlu tutulamaz. |