Ay
Ay
Dünyanın tek doğal uydusu . Dünyanın çapının dörtte birinden biraz fazla olan çapı ile güneş sistemi içinde en büyük uydulardan biridir . Dünya etrafında her kameri ayda bir eliptik yörünge etrafında dönüşünü tamamlar . Dünya ve güneşe kıyasla yerine bağlı olarak ayın şekli birçok zamanlarda ( devrelerde ) değişerek , tam bir daire veya ince uzun bir hilal şeklinde gözükür . Her ayda birkaç gün , yeni ay denilen zamanda , ay dünyadan bakıldığında tamamen karanlıktır , gözükmez .
Ayın üzerinde görülebilen en büyük izlere , yani karanlık bölgelere deniz denir . Bu denizler çıplak gözle görülebilirler . Feza gözlemcileri , teleskop vasıtasıyla aya mahsus 30 . 000 kadar özellik göstermişlerdir . Bunlar arasında; dağlar , kraterler , küçük daireler şeklinde hendekler ve ovalar bulunmaktadır . Gözlemciler ayrıca bu görülenleri ihtiva eden haritalar hazırlamışlardır . Buna ilaveten insanlı ve insansız feza araçları aya inip , astronotlar burada , dünyadan görülemeyen birçok ince teferruatları tetkik etmişlerdir .
Ayın meydana gelişi hakkında birçok nazariyeler ileri sürülmüştür . Yaygın bir nazariyeye göre , dünyanın ilk şekil alma sıralarında bir miktar madde kütlesi dünyadan ayrılmıştır . Bu olay dönen bir diskten sıçrayan çamur gibi olmuş ve bu madde ayı meydana getirmiştir . Bu nazariyeye göre ayın özgül ağırlığı "hemen hemen dünyanın yüzeyindeki özgül ağırlığa eşittir" ve Pasifik Okyanusundaki oldukça geniş çukur bu görüşü kuvvetlendirmektedir . Pasifik Okyanusunda bulunan dev çukurun , ay maddesinin fırlaması sırasında geriye kalan iz olduğu söylenmektedir .
Daha çok yaygın olan bir diğer nazariyeye göre , dünya ve ay aynı zamanlarda teşekkül etmişlerdir . İlk yıldızın güneş olmadan önce bunun etrafında sürüklenen zerrelerin iki ayrı kütle haline gelerek ay ve dünya şeklini aldığı ileri sürülmektedir .
Ayın teşekkülünü tam manasıyla açığa kavuşturan , herkes tarafından kabul edilen hiçbir nazariye yoktur . Hatta hiçbir gezegen veya bunların uydularının da nasıl meydana geldikleri kesin olarak bilinmemektedir . Güneş sisteminde 32 tabii uydu vardır . Ayı meydana getiren hakikatin bütün bu uyduların temelinde yattığı düşünülmektedir .
Ayın Özellikleri
Genel tarifi: Ayın çapı yaklaşık 3476 km olup , dünya çapının % 27'si , yüzölçümü dünyanın yüzölçümünün % 7 , 4'ü , hacmi ise dünya hacminin % 2'si kadardır . Yoğunluğu santimetreküpte 3 , 31 gramdır . Dünyanın ise 5 , 52 gramdır . Bundan anlaşılıyor ki , ayın yoğunluğu yaklaşık olarak bir kayanın yoğunluğuna eşittir . Belki de ayın kendisi bir kaya kütlesinden ibaret olan ve merkezinde de metal bulunmayan bir kütledir .
Yüzeyindeki yerçekimi dünyaya kıyasla 1/6 kadardır . Dünyada 120 kg ağırlığında olan bir madde ayda sadece 20 kg gelir . Kaçma hızı ( bir roketin yerçekimi kuvvetinden kurtulması için gerekli olan asgari hız ) , ayda dünyaya nazaran çok daha azdır . Dünyadaki yerçekiminden kurtulabilmesi için bir maddeye başlangıçta saniyede 6 , 95 millik hız gerekirken , ayda saniyede sadece ortalama 1 , 5 mil gerekecektir .
Serbest güneş ışınları aya vururken , hararet sebebiyle ay yüzeyindeki bütün gaz molekülleri , saniyede 1 , 5 milden daha hızlı hareketleneceğinden , ayda gaz ve su buharının varlığı düşünülemez . Ay yüzeyindeki çatlaklardan bazan yanardağ menşeli gazlar dışarı çıkabilir . Fakat bildiğimiz manada bir atmosfer ayda mevcut değildir . Bu faktörlerden aşağıdaki birçok netice elde edilmektedir . Dünyanın üzerinde olduğu gibi bir koruyucu tabakanın ayda bulunmaması , öldürücü özellikdeki şuaların ( radyasyonların ) , ay yüzeyine ulaşmasına sebeb olmaktadır . Böylece güneşin zararlı şualarına maruz kaldığı gibi , devamlı meteorit ( göktaşı ) bombardımanına da tabidir . Bundan başka atmosferik koruyuculuk bulunmadığı için sıcaklık ve soğukluk ölçüleri tamamen kontrolsüzdür . Ay üzerindeki ısı , güneş ışını altında 102 dereceye kadar çıkar . Gölgede ise -157 dereceye kadar düşer .
Dünyada olduğu gibi , toz zerreciklerini taşıyan hava ve güneş ışınlarını kırıp yayabilen su buharının bulunmayışı sebebiyle , ayda gökyüzünün görünümü gündüz ve gece siyahtır . Aynı sebepten , aydaki gölgelerin tamamiyle siyah bir görünümü vardır . Ay üzerinde gezen astronotlar , ayın gölgeli bölgelerinden güneş ışını bulunan bölgelerine geçtiklerinde görme zorluklarından yakınmışlardır .
Ay gündüzü esnasında güneş oldukça parlaktır . Güneş ışını semadaki yıldızların ışınını örter . Fakat uygun zamanlarda en parlak yıldız ve gezegenlerden bazılarını görmek mümkündür . Halbuki ay üzerinden dünya manzarası pek muhteşemdir . Gezegenimiz , aydan mavimsi beyaz bir yarımküre şeklinde görülür . Eğer ayın gece tarafından sema seyredilirse siyah olan gökte devamlı parlayan yıldızlar ve dünyadaki bir gözlemciye , atmosferik karışımdan dolayı gizli kalan birçok yıldızlar , rahatlıkla gözlenebilir . Aya teleskoplarla bakılınca , gri olan renginin muhtelif tonlarını görmek mümkündür . Fakat astronotlar ay yörüngesinde gezerken ve yüzeyine inerken ay renginin griden kakao kahverengisine kadar değiştiğini söylemektedirler . Yüzeyin bazan hafif bir parlaklık göstermesi güneş ışınını yansıtmasındandır . Ay , yüzeyine gelen ışınların sadece % 7'sini yansıtır ve güneş sisteminde Merkür ile birlikte en zayıf yansıtıcı sayılır . Ay , sadece dünyaya yakınlığından dolayı parlak gözükür . Astronomik ifadelerle dolunayın parlaklık derecesi , yani kadri -12'dir . Güneş ışınının parlaklığı ise yaklaşık olarak 400 . 000 defa daha çoktur .
Kraterler: 1962'de yapılan bir tahmine göre ayın görülebilen yüzeyinde bir kilometreden daha büyük çapta 300 . 000 kadar krater mevcuttur . Ayın görünmeyen tarafında , görünen bölgesine kıyasla daha düz bölgeler vardır . Bu bölgeler "deniz" olarak bilinir .
En büyük kraterlere "duvarlı ova" adı verilmiştir . Bunların en büyüğü "Bailly"dir . Bu çukurun etrafı 3000 m ile 4000 m yüksekliği aşan dağlar ile çevrilidir . Diğer bir duvarlı ova olan "Clarius" 233 . 600 m çapındadır . Bunun dağlar duvarının yüksekliği 3600 ile 5000 m arasında değişir . Hem "Bailly" hem de "Clarius" duvarlı ovalarında yüzlerce daha küçük kraterler yığın halindedir . Hepsinin , meteoritlerin düştüğü yerlerin izleri oldukları tahmin edilmektedir .
Duvarlı ovalardan daha küçük çaptaki kraterlere "çemberli ova" adı verilir . Bu çemberli ovalardan "Copernicus" ve "Tycho"nun her birinin çapı 89 , 600 metredir . Bunlar en ilgi çekici çemberli ovalardandır . Her birinin vadisinin merkezinde tepe kümeleri gözükür . Dağlardan müteşekkil duvarlarında ise çok teferruatlı ışın sistemi mevcuttur .
"Işın kraterleri" dolunay esnasında en açık bir şekilde görülür . Bunların görünümü , düzensiz parlaklıkta işaretler gibidir . Bu ışınlar bazı hallerde bu kraterlerden 1600 km kadar öteye yayılabilir . Bu ışınların meteoritlerin çarpmasında meydana gelen kraterlerin savurduğu maddelerden müteşekkil olduğu tahmin edilmektedir . U . S . Ranger ve Lunar Orbiter sun'i peyklerinden çekilen fotoğraflardan ışın bölgelerinde ikinci tipte kraterlerin gözüktüğü tespit edilmiştir . Bu ikinci tipteki kraterler ışın kraterlerini meydana getiren patlamaların etrafa saçtığı zerrelerin izleridir .
Büyük kraterlerin çoğunda ya merkezi tepeler veya duvarları içerisindeki ovalarında duvar izleri mevcuttur . Öte yandan 8 km çapında daha küçük olan kraterlerde bu ikisine genelde rastlanmamıştır . Bu gerçek , meteor çarpmalarının meydana getirdiği en büyük kraterlerde , eskiden volkan faaliyetlerinin var olduğunu akla getirmektedir . Bu volkan faaliyetleri dağları meydana getirmiş ve bazı hallerde de lav halinde dağların dibine çökmüştür .
Yine volkan faaliyetlerinin ay üzerindeki kubbeleri meydana getirdiği kabul edilebilir . Bu kubbeler çan şeklinde tepelerdir . Ay yüzeyinde düzgünce yükselir . Merkezlerinde küçük küçük deliksi çukurlar vardır . Bu kubbelerin , lavların soğuması ve sertleşmesi ile sıcak gazların meydana getirdiği lav kabarcıkları olduğu tahmin edilmektedir .
Ranger sun'i peykinin çektiği fotoğraflarda ay yüzeyinde küçük krater bolluğu görülmektedir . Bu küçük kraterlerin çoğu şüphesiz ikinci sınıf kraterlerdir . Çoğuna küçük meteoritler sebeb olduğu gibi , bir küçük meteorit bazan büyük kraterlere sebeb olmuştur .
Ayın üzerinde görülen diğer kraterlere "ufak çukur kraterleri" denir . Bunlara belki de krater demek bile uygun değildir . Zira küçük delikler halinde olup , dipleri gözükmez . Bunlara da meteoritler sebeb olmuştur . Ay yüzeyindeki çatlakların varlığını gösterirler .
Denizler: Ayın görünür tarafında 30 kadar geniş , düzensiz , karanlık bölge vardır . Eskiden teleskop ile ayı seyredenler bu bölgelerde su bulunduğunu sanmışlar ve bu sebeple okyanus , deniz , körfez gibi isimler vermişlerdir . Zamanla ayda su bulunmadığı öğrenilmiş fakat bu isimler yerleşmiş ve kullanılmaya devam etmiştir .
Aydaki denizlere genel olarak Latince "mare" çoğulu "maria" yani "deniz" ismi verilmiştir . Bu bölgelerin geniş ve bilhassa düz ova özellikleri vardır . Daha pürüzsüz yüzeyleri olup , ayın diğer bölgelerine göre daha az krater ihtiva ederler . Denizler ayın diğer bölümlerine nazaran daha koyu renktedir . Prüzsüz yüzeyleri güneş ışınını , krater ve dağların yüzeylerinden daha az yansıttığı için daha karanlık görülürler .
Düz ovaların nasıl meydana geldiğini açıklayan birçok nazariyeler ileri sürülmüştür . Bu nazariyeler arasında ay yüzeyinde çok eski zamanlarda çarpan dev meteoritlerin izleri olduğu nazariyesi de vardır . Bu ovaların genel olarak daha sonra teşekkül ettiğinde ittifak edilmektedir . Meydana gelişleri esnasında etrafındaki bölgeleri lav ve kütle ile örttükleri; bunun sebebi olarak da ya bir volkan faaliyetinin neticesi veya radyoaktivite zayıflamasının saldığı sıcaklıktan dolayı meydana geldiği kabul edilmektedir . Deniz bölgelerinin bazılarının yüzeyinin altında "mascon" diye adlandırılan daha yoğun maddeler vardır . Bu kütleler yerçekiminin bölge bölge artmasını sağlamakta ve ay çevresindeki yörüngede bulunan araçları rahatsız etmektedir . Masconların , meteoritlerin düşüşünde etrafa sıçrayan madde artıkları olduğu veya soğumuş lav artıkları olabileceği zannedilmektedir .
Dağlar: Ay üzerindeki muhtelif görüntülü dağlar hemen hemen dünyadaki dağlara benzer . Gerçekten ay dağları belkide dünyada dağların meydana geldiği gibi ortaya çıktı . Yani yüzeyin katlanması ve büzüşmesi ile yükseldi . Bazı ay tepeleri dünyada bulunan en yüksek dağlardan daha yüksektir . Leibnitz sıra dağlarındaki "Epsilon" tahminen 9185 m , yani Everest Tepesinden 305 m daha yüksektir . İlgi çekici diğer tepeler 6200 m ile 7920 m yükseklik arasında değişmektedir . Mare Nubium ortasından geçen Straigh Wall , ayda bulunan ilgi çekici birçok sarp kayalıkların en meşhurudur . 96 km uzunluğunda ve 457 m yüksekliğinde olan bir kayalıktır .
Ayın diğer görünümleri: Bütün ay görünümlerinden belki de en ilgi çekici olanları küçük dereler ve çatlaklardır . Bu sathi hendekler kilometrelerce uzunluktadır . En ilgi çekicilerinden birisi olan Ariadaeus , Cleft ariadaeus kraterinden 160 km öteye kadar uzanır . Genişliği 16 . 000 m , derinliği ise 800 m kadardır . Ranger peykinden alınan fotoğraflarda Alphonsus Krateri yakınlarında birçok dere görülmüştür . Bu çukurlar sanki bir dev dozer tarafından oyulmuş gibidir . Hadley Deresi Apollo 15 astronotlarından James İrwin ve David Scot tarafından araştırılmıştır . Bu dere ay yüzeyinde 128 km kadar uzanır . Ortalama derinliği 366 metredir . Küçük dereler ve yarıklar muhtemelen yer altındaki çatlaklardan meydana gelmiştir . Yine bu yer altı çatlakları , küçük kraterlerin krater zincirlerini teşekkül ettirmiştir . Ayın üzerindeki dağlar kordonunda birçok ünlü ovalar mevcuttur . En ilgi çekicilerinden birisi , Alpine kordonunda , 96 km uzunluğunda , uzun ve derin bir ova olan Alpine Valley'dir .
Ayın yüzeyindeki maddeler: 1960'larda yapılan deneyler neticesinde ay üzerine insanlı inişlerin mümkün olduğu anlaşılmıştır . Sonradan ayın üzerinde çok ince tanecikli bir malzemenin bulunduğu , üzerinde ise çeşitli çapta kayaların serpilmiş olduğu ve bu kayaların kimyevi yapısının bazalt benzeri olduğu anlaşılmıştır . Aydan getirilen taşlarda küçücük cam gibi maddeler bulunmuştur . Bu maddelerin meteorit ( gök taşları ) çarpmalarında hasıl olduğu sanılmaktadır . Ay toprağında güneş rüzgarından hasıl olmuş ender rastlanan gazlara rastlanmıştır . Bunların güneşten buraya kadar ulaştığı sanılmaktadır . Bu buluşlar ay yüzeyinin eski olduğunu göstermektedir . Bununla beraber kayaların bazıları ateş ısısıyla meydana gelmiştir . Böylece eski zamanda ay üzerinde volkanik faaliyetlerin olduğu anlaşılmıştır .
Ayın Hareketleri
Devirler: Uzak bir mesafeden dünya-ay sistemi incelenecek olursa , bunların faaliyetleri bir duvar saatinin iki sarkacına benzetilebilir . Belirsiz bir noktaya istinaden sanki yavaşça salınmaktadırlar . Ay ve dünya bir çiftli sistemdir . Birbirine o şekilde bağlıdırlar ki , yörüngeleri aynı çekim merkezi etrafında döner . Bu noktaya ağırlık merkezi denir . Bu , dünya merkezinden 4640 km; yüzeyinden de 1600 km ötededir . Ağırlık merkezinin yeri dünya ve ayın kütleleri arasındaki oran nispetindedir . Dünyanın aya olan ortalama mesafesi genellikle 382 . 136 km olarak gösterilir . Ay , dünya etrafında bir elips yörüngesine sahip olduğu için mesafe 356 . 330 km ( hadid noktası ) ile 406 . 610 km ( apoje ) arasında değişir .
Ayın görünüşte doğudan batıya doğru hareket etmesi dünyanın dönmesinden ileri gelen bir görüş yanılmasından başka bir şey değildir . Dünya etrafındaki hakiki hareketi batıdan doğuya doğrudur . Ortalama yörünge sür'ati saatte 3660 kilometredir . Bu sür'atle hareket ederken doğuya doğru bir kayma hasıl olur . Ay , böyle her gün biraz daha geç doğar ve batar . Bu zaman kaybına gecikme süresi denir . Her gün ortalama 50 dakikadır . Fakat ayın hareketindeki düzensizlik sebebiyle günlük değişme süreleri 20 ile 80 dakika arasında değişir .
Ay , dünya etrafındaki dönmesini ortalama 27 gün , 7 saat , 43 dakika , 11 , 47 saniyede tamamlar . Yıldız ayı denilen bu zaman , ayın hareketindeki bazı aksaklıklar sebebiyle 7 saate kadar değişebilir .
Ayın deveranı ( kendi ekseni etrafında dönmesi ) : Ay kendi ekseni etrafında her içtima ayında bir kere döner . Dönme müddeti , dünya etrafındaki ortalama devir müddetine tamamen eşittir . Bu dikkat çekici zamanlama ayın dünyaya hep aynı yüzünü göstermesine yol açar . Dünyanın yer çekimi ayı kendi yörüngesinden çıkaracak kadar güçlü değildir . Fakat muhtemelen bu yer çekimi bir zamanlar ayı kendi ekseni etrafında döndürecek kadar güçlü idi .
Ay devreleri: Ayın devamlı değişen yarı kısmı güneş tarafından tamamıyla ve sürekli ışıklandırılmaktadır . Dünya etrafında döndüğünde dünyaya bakan yüzü , güneş ışıklarına girer ve terk eder . Buna göre de görünümü değişir . Yeni ayda , yani ay güneş ile konjoksiyon halindeyken ( takriben dünya ile güneş arasındayken ) ayın görünen tarafına güneş ışınları vurmaz . Böylece , yeni ay , dünyadan görülemez . Yeni aydan birkaç gece sonra , ayın güneş ışığına tabi yarım kısmının kenarı , ince bir hilal şeklinde güneşin batışından kısa bir zaman sonra gözükmeye başlar . Buna "büyüyen hilal" denir . Halk arasında ise yeni ay ismi verilir . Bir hafta kadar bir zaman içerisinde ayın diskinin yarısı aydınlanır . Yeni aydan , yani hilal başlangıcından yaklaşık iki hafta sonra ay , güneşle 180 derecelik bir açıya girer . Böylece dünya göğünde güneşe tam rastlayan ay yuvarlağının yarısı aydınlanır . Buna dolunay denir . Ay bütün fazlarını bir tek ay günü içerisinde tamamlar . Bu zaman esnasında ay üzerindeki bir müşahit güneşin doğudan yavaşça kalktığını ve göğü 15 dünya gününden az bir zaman içerisinde geçerek batı istikametinde battığını görür . Ayın dünyaya bakan tarafı , parlak bir gezegen olan dünya tarafından geceleyin aydınlatılır . Ay göğünde dünya devamlı görülür . Yıldızlar doğudan batıya doğru yavaşça ilerlerler . Dünyanın fazları ise ayın fazlarının tamamıyla tersinedir .
Salınım hareketleri: Dünyadan herhangi bir zamanda ve herhangi bir yerden ayın yüzeyinin % 50'den fazlası görülemez . Ancak ayın bazı gerçek görünüşteki hareketleri , bizim bu orandan daha fazla görmemizi sağlar .
Ayın kendi etrafında dönüşü düzenli , dünya etrafındaki dönüşü ise düzensiz olduğu için , dünyaya bakan kısmı , dünya etrafında her bir dönüşte bir tarafa , daha sonra diğer tarafa eğik olur . Bu sebepten görülemeyen kısımların kısaca görülmeleri mümkündür . Ayın bu çeşit bir taraftan diğer tarafa olan hareketine "boylamsal salınım" hareketi denir .
Ayın yörüngesi dünyaya doğru hafif meyillidir . Böylece kışın , ay , kuzey gökyüzünde en yüksek durumda iken , daha çok alt yüzey görülebilir . Kuzey yarım kürede ayın yazın alçak olması durumunda ise , daha çok üst yüzey görülebilir . Bu çeşit aşağı-yukarı olan harekete de "enlemsel salınım" hareketi denir .
Üçüncü ve son görünüşteki salınım hareketi ise ayın hareketindeki gerçek düzensizlikten ortaya çıkar . Buna "fiziksel salınım hareketi" denir ve sebebi ayın tam küre olmamasıdır . Bu sistem az bir kısmın görülmesine sebeb olur .
Hepsi beraber ayın yüzeyinin herhangi bir zamanda görülenden % 9 daha fazla görülmesini sağlarlar . Bu ise toplam % 59 eder . Yani yüzeyin % 41'lik bir kısmı dünyadan hiç görülmez .
Gel-git ( Med-cezir ) : Güneş ve ay , dünyaya çekim kuvveti tatbik ederler . Özellikle ayınki , denizlerde suyun alçalma-yükselmesine sebeb olur . Yeni ve dolunay zamanında , her iki cismin çekim kuvvetleri aynı düzlemde ortaya çıktığı için , okyanus , önemli olarak etkilenir . Ayın çekim kuvveti , dünyanın yakın yüzeyinde suyun yüzeyini yükseltirken , daha az bir çekime maruz kalan , uzak yüzeydeki su seviyesinde düşme görülür . Bunun sonucu olarak dünyanın zıt iki yüzünde su seviyesi değişikliği ortaya çıkar . En yüksek durum ay ve güneşin beraber ve zıt bulunması halinde , bir ay gününde iki kere ortaya çıkar .
Ayın gecikmesine bağlı olarak , gel-git her gün 50 dakika daha geç ortaya çıkar . Dünyanın dönme hızı , gel-git hızından daha fazla olduğundan dolayı , gel-git olayı dünyanın dönmesi üzerinde bir fren gibi etki yapar . Bu sebeple her 100 . 000 yılda dünya günü bir saniye artar .
Ay Olayı
Optik yanılgı: Dolunay doğarken , tepedekine nazaran daha büyük görünür . Ancak ay , en yüksek noktasında gözleyiciye ufuktakine nazaran 6400 km daha yakın olması sebebiyle çap açısı ufuktayken daha küçüktür . Bu olaya; "ay yanılgısı" denilmektedir .
Bazan ayın ufukta hareket etmediği zannedilir . Bu özellikle dolunay zamanında eylül ayında gece ile gündüzün eşit olması durumunda belirgindir . Gerçekte bu devrede ayın yörüngesi ufukta çok yatık açı yapar; ay doğarken ufka paralel hareket ediyormuş gibi gelir . Bu zamanlarda gecikmesi de azdır . Bunun neticesi olarak ay sadece birkaç dakika gecikme ile doğar . Gelenek olarak çiftçiler günün sonundaki bu ilave aydınlık saatlerini sonbahar hasadı için kullanırlar . Bu sebeple eylülün dolunayı "hasatçının ayı" diye isimlendirilir . Ekimin dolunayında ise bu olay daha az ortaya çıkar ve "avcının ayı" olarak isimlendirilir .
Değişen özellikler: Zaman zaman ay yüzeyinin özelliklerinde değişiklikler rapor edilir . Bunun , dünyanın etrafından geçerken ay yüzeyinde gölgelerin değişmesinden kaynaklandığı tahmin edilmektedir .
Ancak bazı sapmaları ( mesela Linne Krateri hakkındaki ) kolayca izah etmek mümkün değildir . Linne farklı zamanlarda büyük , küçük , parlak ve karanlık olarak görülmüştür . Bazan da tamamen kaybolduğu söylenmiştir . Bazı raporlar ise Aristarchus Krateri bölgesinde yavaş ortaya çıkan ve kaybolan kırmızı lekelerden bahsetmektedir . Astronomlar genel olarak bu görünüş değişikliklerinin gerçek olduğunu kabul ederken; bunun volkanik faaliyetlerle mi , yoksa başka tesirler neticesi mi ortaya çıktığını bilememektedirler .
Kategori: Uzay |
Etiket: ay, uydu, gezegen