Arkeoloji
Bilgisayar
Bilim
Bitkiler
Biyografi
Biyoloji
Coğrafya
Din
Edebiyat
Ekonomi
Elektronik
Felsefe
Fizik
Genel
Hayvanlar
Hukuk
internet
İslam Ansiklopedisi
Jeoloji
Kimya
Matematik
Müzik
Programlama
Rehberlik
Resim
Rüya Tabirleri
Sağlık
Sinema
Siyaset
Sosyoloji
Spor
Şifalı Bitkiler
Tarih
Teknoloji
Tıp
Tiyatro
Uzay
Yerler
Ziraat












Ahad Haber

Ahad haber
Ravî sayısı bakımından mütevatir* derecesine ulaşmamış hadîsler için kullanılan bir usûl-i hadîs ıstılahı.

Ahad, lügatta, "bir" manasına gelen "ehad" ve "vahid" kelimelerinin çoğuludur. Matematikte birler hanesini ifade eder. Haber, herhangi bir şey veya mesele ile ilgili olarak nakledilen bilgi anlamındadır. Hadîs ilminde ise Hz. Peygamber'in kavlî, fiilî ve takrîrî sünnetlerinin sözle ifadesi demek olan "hadîs" kelimesinin müteradifi olarak kullanılır. Bazı alimler, Hz. Peygamber hakkındaki rivayetler için "hadîs", Sahabe ve Tabiûn sözleri için de "haber" tabirini kullanmayı tercih etmişlerdir. Bu itibarla "ahad hadîs" yerine "ahad haber" deyimi yaygınlaşmıştır.

Hz. Peygamber'den, Sahabe'den ve Tabiûn'dan nakledilen haberler, onları rivayet edenlerin sayıları bakımından değişik isimler almışlardır. Bir haber, ilk kaynağından itibaren her nesilde yalan üzere birleşmeleri aklen mümkün olmayan bir kalabalık tarafından rivayet edilmişse buna "mütevatir haber" denir. Eğer herhangi bir nesilde haberin ravî sayısı en az üçe düşerse "meşhûr" veya "müstefiz"; ikiye düşerse "azîz"; bire düşerse "garîb" veya "ferd" adını alır. Mütevatir dışında kalan haber çeşitlerinin hepsine birden "ahad haber" denir. (Talat Koçyiğit, Hadîs Istılahları, 118)

İlk asırlarda yalnız bir kişinin rivayet ettiği hadisler hakkında "haber-i vahid" tabiri kullanılıyordu. Nitekim İmam Şafiî, haber-i vahidi, "Hz. Peygamber'e veya ondan sonraki bir şahsa ulaşıncaya kadar bir kişinin bir kişiden rivayet ettiği haber" şeklinde tarif etmiştir. (eş-Şafiî, er-Risale, 160). Ancak daha sonraki devirlerde bu tabir, iki, üç ve hatta daha çok kimsenin birbirinden naklettikleri fakat mütevatirin şartlarına haiz olmayan bütün haberler hakkında kullanılmıştır. (Koçyiğit, a.g.e. s, 22)

Haber-i vahidin kesin bilgi ifade edip-etmediği ve buna bağlı olarak da onunla amel edilip-edilemeyeceği konusundaki görüşlere gelince, şöyle özetlenebilir. İslam alimlerinin bir kısmı, ravileri adil (güvenilir) ve senedi Hz. Peygambere kadar muttasıl (kesiksiz) olan ahad haberin ilim yani kesin bilgi ifade ettiğini ve ameli gerektirdiğini kabul etmişlerdir. Bazıları ise "zan* ifade eder" demişlerdir. Zan ifade etmesi, ravilerinde yanılma ihtimalinin bulunması dolayısıyladır. (Talat Koçyiğit, Hadis Tarihi, 183-189)

Ahad haberler kesin bilgi vermezler. Gerekli bilgilerin bulunması halinde bile sadece zan ve galip zan ifade ederler. Ahad haberler küfür ve iman konusunda delil olamazlar. Zira akîdeyi ilgilendiren bir konudaki deliller zan ifade etmemelidirler. Akaid'te zan geçerli değildir. Ahad haberler fıkhi ve ahlakî konularda amel edilen haberlerdir.

Ahad haberlerin delil olamayacağını savunan alimler genellikle şu ayetleri delil göstermişlerdir:

"Bilmediğin şeyin peşine düşme. " (el-İsra, 17/36) ve "Zan, hakdan hiçbir şey ifade etmez." (en-Necm, 53/28). Ayrıca bu görüşü savunanlar ashabın tek kişi tarafından rivayet edilen bir haber için genellikle şahid* istediklerini ve bazı sahabelerin tek yoldan gelen haberle amel etmeyişlerini de ileri sürerler. Ama genellikle ahad yolla gelen haberler kabul edilmiş ve akîde dışındaki konularda amelde delil sayılmışlardır.

Aralarında Ahmed b. Hanbel'in (241/855) de bulunduğu bir grup, haber-i vahidin kat'iyyet ifade ettiği görüşündedirler. (Amid, el-İhkam, I,108) İbn Hazm der ki: "Resulullah'a (s.a.s.) varıncaya kadar hep adil kimselerin rivayet ettiği haber-i vahid hem ilim* hem de amel* ifade eder." (İbn Hazm, el-İhkam, I, 119).

İslam alimlerinin çoğuna göre ahad haberler zan ifade ettiğinden itikadî meselelerde tek başına huccet * sayılmazlar. Zira itikatta zannî olmayan kesin delîle itibar edilir. Mamafih bu görüşte olmayan ve akaîd meselelerinde de, sahîh olmak şartıyla mütevatirahad farkı gözetmeksizin bütün hadîsleri delîl olarak kabul eden alimlerde mevcuttur. Ahmed b. Hanbel, İbn Teymiyye,* İbn Kayyim (Ali Osman Koçkuzu, İslam Dininde Haber-i Vahidin İtikadî ve Teşriî Yönlerden Yeri ve Değeri, 63) ve İmam Eş'arî* (Ebû Zehra, Tarîhu'l-Mezahibi'l İslamiyye, I, 185) bu kanaattedirler.

Amelî konulara gelince; İslam alimlerinin genel kanaatı bu çeşit haberlerin amelî ve ahlakî konularda delil olması şeklindedir. Ancak burada en önemli şart, haberin Hz. Peygamberden sudûr etmiş olduğunun ve doğru nakledildiğinin tespitidir. Bunun için de, ravisi gereken şartlara haiz olmalı, hadîs her türlü illet ve kusurdan uzak ve hadîs tenkidinin gerektirdiği şartları kendinde toplamış bulunmalıdır. (Koçkuzu, a.g.e., 132) İmam Şafiî* ve Ahmed b. Hanbel başta olmak üzere fakihlerin çoğunluğu haber-i vahidin sıhhati hakkında, Hz. Peygamber'den itibaren güvenilir (sika) ravîler tarafından rivayet edilmesinden başka bir şart aramamışlardır. (Ebû Zehv, el-Hadîs ve'l-Muhaddisûn, 282) İmam Malik* ayrıca, Cumhûr'un ve Medînelilerin büyük ekseriyetinin haber-i vahid hilafına hareket etmemiş olmalarını şart koşar. (Ebu Zehv, a.g.e., 281) İmam Ebû Hanîfe'nin haber-i vahidleri kabulü için ileri sürdüğü şartların en mühimleri şunlardır:

1. Mütevatir ve meşhûr sünnete aykırı olmaması.

2. Kur'an-ı Kerim'in genel hükümlerine ve manası açık ayetlere aykırı olmaması.

3. Herkesin bilmesi ve nakletmesi gereken konularda olmaması.

4. Güvenilir ravîlere muhalefet edilmemiş olması. (Ebû Zehv, a.g.e., 281-282)

Ebû Hanîfe zamanında hadis uydurma hareketi korkunç bir şekilde yayıldığı için o, haber-i vahidlerle amel etme konusunda ağır şartlar ileri sürmüş, pek titiz davranmış, haber-i vahidlerin çoğunu reddetmiş, kıyası birtakım hadîslere tercih etmiştir. O bunda mazûrdur. (Subhi es-Salih, Hadîs İlimleri ve Hadîs Istılahları, 266)

Haber-i vahidin dinde delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı hususundaki münakaşaların, Mu'tezilenin zuhuru ile ortaya çıktığı göz önünde bulundurulursa, bu münakaşalarda söz konusu edilen haber çeşidinin sadece bir kişinin haberi olduğunu, aziz ve meşhur denilen haber çeşitlerini bu münakaşaların şümûlü içinde mütalaa etmemek gerektiğini kabul etmek icap eder. (Talat Koçyiğit, Hadis Istılahları, 24)

Hz. Peygamber'den yapılan her rivayetin tevatür derecesine ulaşması elbette mümkün değildir. Ona nisbet edilen her haberi tenkid süzgecinden geçirmeden kabul etmek ne kadar yanlış ise, ravîlerin hatası veya yanılma ihtimali var diye hadîsleri reddetmek de o derece yanlıştır. Bu gerekçe ile hadîsleri bütünüyle reddedenler sapıklığa hatta küfre düşerler. Sahîh hadîsin şartlarını taşıyan ahad haberler, sadece amelî ve ahlakî konularda değil, itikadî konuların açıklanmasında da birer dînî delil sayılırlar.

Nuri TOPALOĞLU


Kategori: İslam Ansiklopedisi |

Etiket: Ahad Haber

Kaynak: http://samil.ihya.org/ansiklopedi/ahad-haber.html

Önemli Uyarı
Sitemizde yer alan tüm içerikler internet ortamından toplanmış ve derlenmiştir. Yer alan bilginin doğruluğu garanti edilmemektedir. Yanlış bilgi için tarafımıza sorumluluk yüklenemez. Yanlış bilginin doğuracağı etkenlerden sitemiz ve yöneticileri sorumlu tutulamaz.